Astroloji ve Benzeri Hizmetlere İlişkin Reklam Yasağının Çalışma Özgürlüğü ve Ölçülülük İlkesi Bakımından Değerlendirilmesi

Astroloji ve Benzeri Hizmetlere İlişkin Reklam Yasağının Çalışma Özgürlüğü ve Ölçülülük İlkesi Bakımından Değerlendirilmesi

Astroloji ve Benzeri Hizmetlere İlişkin Reklam Yasağının Çalışma Özgürlüğü ve Ölçülülük İlkesi Bakımından Değerlendirilmesi

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 1. maddesinde Kanun’un amacının; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının korunması, tüketicinin aydınlatılması ve bilinçlendirilmesi ile zararlarının önlenmesine yönelik tedbirlerin alınması olduğu belirtilmiştir. Bu çerçevede tüketici mevzuatının temel yaklaşımı, belirli mal veya hizmet kategorilerini bütünüyle yasaklamak değil, tüketiciyi aldatıcı veya zarar doğurabilecek ticari davranışları sınırlamaktır.

Kanun’un 63. maddesi uyarınca Reklam Kurulu’na ticari reklamlarda uyulması gereken ilkeleri belirleme ve haksız ticari uygulamaları denetleme yetkisi verilmiştir. Bu yetki, reklam faaliyetinin tamamen ortadan kaldırılması anlamına gelmemekte; reklamın içeriği bakımından tüketiciyi koruyucu sınırların çizilmesini hedeflemektedir. Nitekim ticari reklamlar, işletmelerin rekabet ortamında konumlanabilmeleri, markalaşmaları ve ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmeleri bakımından temel iletişim araçlarıdır.

Astroloji veya benzeri danışmanlık hizmetlerine ilişkin reklamların kategorik biçimde yasaklanması, bu alanda faaliyet gösteren ve marka tesciline sahip işletmeler bakımından ekonomik faaliyetin fiilen imkânsız hâle gelmesine yol açabilecek niteliktedir. Çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğü kapsamında getirilecek sınırlamaların meşru bir amaca dayanması yeterli olmayıp, aynı zamanda ölçülü olması gerekir. Bu bağlamda sınırlamanın elverişli, gerekli ve orantılı olması gereklidir.

İfade ve çalışma özgürlüğüne yönelik sınırlamaların ölçülülük bakımından değerlendirilmesine ilişkin içtihatlarda; erişimin engellenmesi veya benzeri ağır müdahalelerin, daha hafif araçlarla ulaşılabilecek bir amaca yönelmesi halinde orantısız sonuçlar doğurabileceği vurgulanmaktadır. Özellikle reklam içeriğinin tamamı yerine belirli ifadelerin sınırlandırılması, uyarı veya düzeltme yöntemlerinin uygulanması gibi alternatiflerin mümkün olduğu durumlarda, kategorik yasakların tercih edilmesi hak ve özgürlükler bakımından daha ağır sonuçlar doğurabilmektedir (AYM, E.2022/70, K.2023/152).

Karşılaştırmalı hukuk incelemeleri de bu yaklaşımı desteklemektedir. Avrupa Birliği hukukunda haksız ticari uygulamalar, hizmet kategorisine göre değil, tüketicinin ekonomik davranışını bozma riski üzerinden değerlendirilmekte; İngiltere’de reklam kuralları spiritüel hizmet reklamlarını kategorik olarak yasaklamamakta, yalnızca yanıltıcı iddiaları sınırlamaktadır. ABD’de Federal Trade Commission uygulamaları hizmetin niteliğini değil, “aldatıcı veya haksız ticari uygulamayı” esas almaktadır. Japonya’da ise spiritüel satışlar tüketici bakımından hassas bir alan olarak görülmekle birlikte, reklam faaliyetinin bütünüyle yasaklanmadığı; bunun yerine savunmasız tüketicilerin korunmasına yönelik özel mekanizmaların geliştirildiği görülmektedir.

Bu çerçevede, tüketiciyi koruma amacı meşru olmakla birlikte, astroloji ve benzeri hizmetlere ilişkin reklamların mutlak biçimde yasaklanmasının, ulaşılmak istenen amaç ile müdahalenin ağırlığı arasında kurulması gereken makul denge bakımından tartışmaya açık olduğu değerlendirilebilir. Reklam içeriğinin denetlenmesi, aldatıcı veya kesin sonuç vaat eden ifadelerin sınırlandırılması gibi daha hafif araçlarla tüketici korunabilirken, hizmet türü üzerinden getirilen kategorik yasakların çalışma ve teşebbüs özgürlüğünü doğrudan sınırladığı görülmektedir.

Öte yandan, idari yaptırım kararlarına maruz kalan kişi ve işletmelerin mevzuata uyum sağlama yükümlülüğü bulunmakla birlikte, hukuka aykırı olduğu düşünülen idari işlemler bakımından yargı yollarının açık olduğu unutulmamalıdır. Reklam Kurulu kararlarına karşı idari yargı mercilerinde dava açılması, gerektiğinde bireysel başvuru yoluna gidilmesi, hem hak arama özgürlüğünün kullanılması hem de tüketici hukukunun sınırlarının içtihat yoluyla gelişmesi bakımından önem taşımaktadır. Bu süreç, sektörün hukuka uygun biçimde gelişmesine katkı sağlayacağı gibi, ölçülülük ve denge ilkelerinin somut olaylar üzerinden değerlendirilmesine de imkân tanıyacaktır.

Sonuç olarak, tüketici mevzuatının amacı tüketiciyi bilinçlendirmek ve korumak olmakla birlikte, bu amaca ulaşmak için seçilen aracın ekonomik faaliyeti tamamen ortadan kaldıracak ölçüde ağır olmaması gerekir. Hizmetin kendisini değil, reklamın içeriğini denetleyen bir yaklaşım; hem tüketicinin korunmasını sağlayacak hem de çalışma ve özel teşebbüs özgürlüğü ile uyumlu bir denge kurulmasına imkân tanıyacaktır.

Kaynakça

Mevzuat

  • 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun.
  • Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği.
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m.13 m.26 ve m.48.
  • Consumer Protection from Unfair Trading Regulations 2008 (UK).
  • Directive 2005/29/EC (Unfair Commercial Practices Directive).
  • Federal Trade Commission Act, Section 5.
  • Consumer Contract Act (Japan).
  • Act on Specified Commercial Transactions (Japan).

Yargı Kararı

  • Anayasa Mahkemesi, E.2022/70, K.2023/152.

Dokümanlar

  • Committee of Advertising Practice (CAP), Psychic and Spiritual Services Advertising Guidance
  • Federal Trade Commission, BetterHelp Final Order
  • How Consumer Law in Japan Shapes Religion/Spiritual Sales as a Legal Category